En Güzel ateş ve su sitesinde çocuk oyunları oynayın.


Sağlık kategorisi için arşiv

İlaçlama Yaptırmanın Önemi


İlaçlama hizmeti, doğada var olan haşere ve kemirgenlerden çevreye yayılan ve insan sağlığını tehdit eden mikrop ve virüslere karşı intetisit uygulamasına verilen isimdir.  Haşere ve kemirgenler günümüzde birçok hastalığın yayılmasında aktif olarak rol oynamaktadır. Bu haşere ve kemirgenlerin başlıcaları hamam böceği, kalorifer böceği, kene, pire, fare, tahtakurusu ve sineklerdir. Bu haşere ve kemirgenlerin bazıları her dönem görülmekte iken, bazıları yaz aylarında ortaya çıkmaya başlarlar. Genel olarak insanların yaşadığı ortamlara yakın yerleri tercih ederler. Çünkü yiyecek bulmaları daha kolay olmaktadır. Haşere ve kemirgenler çok hızlı üremekte, bir dişi haşere tek seferde onlarca yumurta bırakabilmektedir. Kimileri sadece mikrop ve hastalık yayarken, kene gibi haşereler insan hayatını direk tehdit edebilmektedir.

Bu yüzden haşere ve kemirgenlere karşı düzenli olarak böcek ilaçlama yapılması gerek insan gerek ise çevre sağlığı açısından oldukça büyük öneme sahiptir. Unutulmamalıdır ki; tarihte haşere ve kemirgenlerin sebep olduğu ve insanların toplu şekilde ölümüne sebep olan birçok üzücü olay yaşanmıştır. İlaçlama hizmeti mutlak suretle profesyonel ve ilgili kurumlar tarafından yetkilendirilmiş firmalara yaptırılmalıdır. Çünkü ilaçlamada kullanılan kimyasallar doğa ve insan sağlığını da tehdit edebilmektedir. Bu yüzden ilaçlama yaptıracağınız firmadan mutlaka ilaçlama izin belgesini talep etmelisiniz. Ayrıca sizde bir ön araştırma yaparak, görmekte olduğunuz haşerelerle ilgili bilgiler edinip, bunlara ne gibi ilaçlama yöntemleri ile müdahale edileceğini öğrenebilir, hizmet alacağınız ilaçlama şirketinin personelini bu bilgilerle test edebilirsiniz. Bunu yapmanızı önermemizdeki amacımız, piyasada çok fazla bulunan sadece yaz aylarında faaliyet gösteren korsan firmalar olmasındandır. Bu korsan firmalar ruhsatsız ilaçlarla insan sağlığını tehdit etmektedirler.

 


Levitra ve Kullanımı

Herkesin baş belası olarak bildiği  performans düşüklüğü ve erken boşalma sorunları artık tarih oluyor. Levitra ile  gücünüze güç katın.  Uzun saatler  boyunca  cinsel hayatınıza renk katınız.

Kullanırken mutlaka dikkat etmeniz gereken yerler vardır. İlk olarak kesinlikle bir tane alınması gerekir.  İlişki öncesi yarım saat önce yok karnına almanız yeterli olucaktır.


Wartner Siğil İlacı

El ve ayak bölgelerin oluşan siğillerden kurtulmanın yolu. El uçlarında ve ayak altında sıklıkla görülen siğillerin  virüs veya hastalık sonucunda yan etki olarak  ortaya çıkmasıyla oluşmaktadır.

Siğillerin  üzerinde kabuk tabakası vardır onun altında  gözenekleri  bulunmaktadır. Siğillerin  kesilmesi sonucu  tüm bölgeye bulaşma riski  çoktur. Kesinlikle kesilmemeli aksi takdirde   belirli zaman aralıklarında  ellerinizde ve ayaklarınızda   sayı olarak fazlalaşır.

Wartner siğil ilacı ile ayak ve ellerde ki siğillerden 15 gün içerisinde kurtulabilirsiniz. Yapmanız gereken sadece  düzenli olarak her gün ilacı kullanmanız ve 15 gün  dayanmanız.  Daha sonrasında siğil olan yerler kuruyarak kendini yok eder.


Cinsel yaşamda yaşanan sorunlar

Cinsel yaşamda yaşanan sorunlardan bir tanesi olan performans ve erken boşalma sorunlarına en etkili çözümlerden bir tanesi Viagra  hapıdır. Viagra günümüzde  herkes tarafından kullanılır ve en etkili ürün olarak bilinir.

Viagraya insanlar neden ihtiyaç duyarlar. Viagra kullanmak tehlike yaratır mı?.  Bu sorular herkes tarafından  merak edilmektedir. Viagra  düzenli bir şekilde  kullanılırsa her hangi bir yan etki yapmaz ve oldukça etki gösterir.

Erken boşalma neden oluşur. Erken boşalma genelde  40 yaş üzerinde ki kişilerde görülmektedir.  Damarların gevşemesi  ve  spermlerin hemen dışarı çıkması ile  oluşmaktadır.  Hemen  hemen  herkesin cinsel yaşamlarından karşılaştıkları sorunlardan bir tanesidir.  Erken boşalma sorunu yaşayan insanların geneli cinsel yaşamı seven insanlardır.

Ürünü kullanırken dikkat edilmesi gereken kurallar vardır. İlişki öncesi kullanılması gerekir.  İlişkiden  yarım saat önce  içilir ve yarım saatte etkisini başlatır ortalama 4 ile 6 saat kadar etkisi vardır.

Not : Kesinlikle birden fazla  içilmemelidir. Yüksek kalp  çarpıntısı ve tansiyon  değerlerini arttırarak yan etki yapabilir.

Cinsel sorunlar yaşan kişiler bu tarz ürünler ile sorunlarını  yarı seviyede azaltabilir ve  sağlıklı bir şekilde cinsel hayatına devam edeler. Unutmayalım ki bu tarz ürünlere  herkes ihtiyaç  duyarlar.


Diyet Listesi ve Yemekleri

İnsan sağlığı için diyettin yeri önemlidir. Fazla kilolarınızın yakılmasını  ve ideal ölçülere gelmenizi sağlayan diyet metabolizmalara göre değişir.

Uzmanların diyet listesi ile kilo vermesi gerektiklerini ileten kişiler genel olarak diyet yemekleri yemek zorundadırlar. Diyet yemekleri karbonhidrat bakımından zayıf ama protein konusunda zengin olan yemeklerdir. Diyetisyenlerin özel olarak hazırladıkları listeler sayesinde kilo vermeniz artık daha kolay olacaktır.

Her insanın metabolizma hızı farklıdır. Bu nedenle kişiye göre hazırlanan diyet listelerinden daha başarılı sonuçlar elde edilir. Diyet yapmak için uzmanların tavsiyelerine uymanız ve her listeyi eksiksiz yerine getirmeniz gerekir. Sağlıklı bir hayata başlamak için diyet birinci basamağınız olacaktır. Sadece diyet yaparken değil kilonuza ulaştıktan sonrada yediklerinize dikkat etmelisiniz.


Genom replikasyonu ve gen ekspresyonu: Genel bakış

Genom replikasyonu ve gen ekspresyonu: Genel bakış

Virusların hücrelerde replikasyon için izledikleri yol temel olarak virusun genom yapısı ile ilişkilidir. David Baltimore 1971 yılında virusları kullandıkları replikasyon stratejilerine göre 6 sınıfa ayırmıştır. İlerleyen yıllarda, hepadnaviruslar ve caulimovirusların replikasyon stratejilerinin diğerlerinden daha farklı olduğu anlaşılarak, sınıf sayısı yediye çıkarılmıştır.

Baltimore sınıflaması

Bu sınıfları incelemeden önce aşağıdaki noktaların akılda tutulması yararlı olabilir:

  • Memelilerde DNA ve RNA sentezi hücre çekirdeğinde gerçekleşir. Bu nedenle, sitozolde replike olan virusların kendi polimerazlarını yapması gereklidir.
  • Memelilerde RNA’yı kalıp olarak kullanarak RNA yada DNA sentezi yapabilen enzimler yoktur. Bu nedenle, RNA virusları replikasyon için kendi enzimlerini kullanmak zorundadır. Bu enzimlerin hata düzeltme işlevi olmadığından sıklıkla yanlış nükleotidlerin diziye girmesine neden olurlar. Dolayısıyla, bu enzimleri kullanan viruslarda mutasyonlar görece sıktır.
  • Pozitif yönelimli RNA viruslarında virus partikülü içinde RNA bağımlı RNA polimeraz (RbRP) bulunmaz. Bu viruslar hücre içine girdikten sonra genomlarını doğrudan mRNA olarak kullanarak RbRP enziminin sentezlenmesini sağlar.
  • Negatif yönelimli RNA viruslarında RbRP enzimi virus partikülü içindedir. Virus hücreye girdikten sonra virus bu enzimi kullanarak pozitif yönelimli RNA (mRNA) sentezini sağlar.
  • Poksvirus dışındaki DNA virusları hücre çekirdeğinde replike olur.
  • RNA viruslarının çoğu sitozolde replike olur. Retroviruslar, ortomiksoviruslar, bornaviruslar ve hepatit delta virus ise çekirdekte replike olur.
  • DNA genomlarında 5’-3’ yönünde yazılan iplik, mRNA ile (T:U değişimi dışında) aynı diziye sahiptir. Bu nedenle, anlamlı (sense) iplik olarak kabul edilir. Bu bağlamda, mRNA dizisi de anlamlı iplik yada pozitif yönelimli olarak kabul edilir.

Her sınıf için yalnızca insanlarda infeksiyon yapan viruslar örnek olarak verilmiştir.

Sınıf I: çift iplikli DNA virusları (şekil 5). Bu sınıftaki viruslar replikasyon yerlerine göre iki gruba ayrılır:

  • (Ia) Çekirdekte replike olanlar: Bu gruptaki viruslar (Adenoviridae, Herpesviridae, Papovaviridae) genomlarını replike etmek ve/veya transkripsiyon için hücresel faktörlere gerek duyar. Bu faktörler arasında DNA polimeraz ve RNA polimeraz II gibi replikaz ve transkriptazlar yer alır. Sözkonusu enzimler hücre çekirdeğinde bulunduğundan bu viruslar hücre çekirdeğinde replike olurlar. Herpes ve adenoviruslar kendi DNA polimerazlarını kodlar. Ancak, RNA polimerazları olmadığından çekirdekteki transkripsiyon donanımlarını kullanmak zorundadırlar. Papovaviruslar ise replikasyon ve transkripsiyon için hücresel enzimleri kullanır.
  • (Ib) Sitozolde replike olanlar: Bu grupta yalnızca Poxviridae yer alır. Bu viruslar replikasyon ve transkripsiyon için gerekli tüm enzimlere sahip olduğundan hücresel faktörlere gerek duymaz.

Sınıf II: tek iplikli DNA virusları. Bu viruslar (Parvoviridae, Circoviridae) hücre çekirdeğinde replike olurlar. Çekirdekte hücresel DNA polimerazlar yardımıyla çift iplikli ara form oluşur. Bu form yine hücresel enzimlerce transkripte edilir.

Şekil 5: Çift ve tek iplikli DNA viruslarında replikasyon. Kısaltmalar: ds: çift iplikli, ss: tek iplikli, hRNAP: hücresel RNA polimeraz, vDNAP: viral DNA polimeraz

Sınıf III: çift iplikli RNA virusları. Bu viruslar (Reoviridae) sitozolde replike olurlar. Genomları segmentlidir. Bazı türlerde (Reovirus) her genom segmenti ayrı bir virus partikülü içine paketlenir. Bu tür genomlara çok parçalı (multipartite) genom denir (şekil 6). İster segmentli ister çok parçalı olsun, bu sınıftaki virusler kendi RNA bağımlı RNA polimerazı (RbRP) aracılığı ile replike olurlar (şekil 7).

 

Şekil 6: çift iplikli RNA viruslarında genom türleri. [A] Bazı türlerde genom segmentlidir. [B] Bazılarında ise her segment ayrı bir virus partikülü içine paketlenir. Bunlara çok parçalı (multipartite) genomlar denir. Çok parçalı genomu olan viruslar, ancak segmentleri taşıyan tüm virus partiküllerinin hücreyi birlikte infekte etmesi durumunda prodüktif bir infeksiyon oluşturabilir. Çok parçalı genom taşıyan viruslar taşıdıkları genom segmentinin büyüklüğüne göre farklı boyutlarda olabilir.

 

 

 

Şekil 7: çift iplikli RNA viruslarında replikasyon. Bu viruslar virion içinde paketlenmiş olan RbRP enzimlerini kullanarak viral transkriptleri oluşturur.Bu aşama henüz iç kılıfını yitirmemiş olan virus partikülü içinde gerçekleşir. Sitozole salınan transkriptler aracılığıyla viral proteinler sentezlenir. Bu transkriptlerin bir bölümü sentezlenen kapsit proteinleri ile çevrelenir. Viral RbRP aracılığıyla negatif RNA ipliği sentezlenir ve böylece virus çift iplikli RNA genomuna sahip olur.

Sınıf IV: tek iplikli pozitif yönelimli RNA virusları. Çoğunluğu sitozolde replike olan bu virusların (Picornaviridae, Coronaviridae, Astroviridae, Flaviviridae,Togaviridae) genomları doğrudan mRNA olarak iş görür. Bu nedenle, çıplak genomları infeksiyöz kabul edilir. Sınıf IV viruslarda, RbRP virus partikülü içine paketlenmez. Bu sınıftaki viruslar transkripsiyon stratejilerine göre iki gruba ayrılır.

  • (IVa) Polisistronik mRNA’sı olanlar: Bu grupta yer alan Picornaviridae ve Flaviviridae gibi viruslarda mRNA tek bir poliprotein olarak eksprese edilir (şekil 8A). Bu poliprotein daha sonra viral protezlarca kesilerek yapısal ve yapısal olmayan proteinlere ayrıştırılır.
  • (IVb) Karmaşık transkripsiyonu olanlar: Bu grupta Togaviridae ve Coronoviridae gibi viruslar yer alır. Bunların bazılarında (örneğin, Togaviridae) transkripsiyon iki aşamalıdır. İlk aşamada yapısal olmayan proteinlerin (replikaz, vb), ikinci aşamada ise yapısal proteinlerin sentezi gerçekleşir (şekil 8B). Coronoviridae gibi viruslarda ise genomik yanısıra subgenomik transkriptler de oluşur. Bu yolla farklı polipeptitlerin sentezlenmesi sağlanır.

Şekil 8: Tek iplikli pozitif yönelimli RNA viruslarında replikasyon. [A] Polisistronik mRNA’sı olanlar [B] karmaşık transkripsiyona sahip olanlar. Her iki grupta da, genomun replikasyonu için antigenomik ara formlar sentezlenir.

Sınıf V: tek iplikli negatif yönelimli viruslar (şekil 9). Tüm negatif yönelimli RNA virusları ortak bazı özellikler taşır. Bunlar; (i) virion yapısında RbRP taşırlar, (ii) helikal simetriye sahiptirler, (iii) zarfları vardır, (iv) genomlarının 5’ ucunda kep ve 3’ ucunda poli-A kuyruğu bulunmaz ve (v) yalnızca omurgalılar, eklem bacaklılar ve bitkiler gibi yüksek ökaryotları infekte ederler. Bu nedenle evrimsel olarak görece yeni oldukları kabul edilmektedir. Bütün bu benzerliklerine karşın, bu viruslar morfolojik olarak çok farklı biçimlerde olabilirler. Negatif yönelimli RNA virusları genomlarının segmentli olup olmadığına göre iki gruba ayrılır:

  • (Va) Segmentsiz genomu olanlar: Bu gruptakiler benzer genomik özellikleri nedeniyle Mononegavirales takımında sınıflandırılır. Bornaviridae, Filoviridae, Paramyxoviridae ve Rhabdoviridae ailelerinin oluşturduğu bu grup viruslar virion içinde paketlenen RbRP enzimleri aracılığı ile monosistronik mRNA oluştururlar. Bu mRNA aynı zamanda genom replikasyonu için kalıp olarak da kullanılır. Bu viruslar arasında yalnızca Bornaviruslar hücre çekirdeğinde replike olur.
  • (Vb) Segmentli genomu olanlar: Bu grupta yer alan virusların genomları 2 (Arenaviridae), 3 (Bunyaviridae) yada 7-8 (Orthomyxoviridae) segmentlidir. Bunlar arasında yalnızca ortomiksoviruslar, hücrenin ekleme (splicing) donanımlarına gereksinimleri olduğundan, çekirdekte replike olur. Arena ve Bunyavirusların bazı türlerinde genom tümüyle negatif yönelimli değildir. Bunlarda segmentlerden en az biri pozitif yönelimlidir. Genomlarının bir bölümü negatif, bir bölümü pozitif yönelimli olan bu tür viruslara “ambisense” viruslar denir. Kuramsal olarak pozitif yönelimli gen segmentlerinin doğrudan transle edilmesi olası ise de, bu viruslarda gen ekspresyonu için bir transkripsiyon aşamasının gerekli olduğu kabul edilmektedir. Bu virusların negatif yönelimli RNA virusları olarak sınıflandırılmaları, temel olarak sözkonusu transkripsiyon basamağı ile ilgilidir. Segmentli viruslarda her segment RbRP aracılığıyla monosistronik mRNA’ya dönüştürülür. Bu mRNA aynı zamanda genom replikasyonu için kalıp olarak da kullanılır.

 

Şekil 9: Tek iplikli negatif yönelimli RNA viruslarında replikasyon. Segmentli olanların bir bölümünde genom ambisense özelliktedir.

 

Sınıf VI: Retroviruslar (şekil 10). Retroviruslar iki adet birbirinin aynı tek iplikli (diploid RNA) ve pozitif yönelimli RNA genomu taşırlar. Bu genom, doğrudan mRNA olarak davranmaz. Virion içinde taşınan ters (reverse) transkriptaz (RT) enzimi yardımıyla DNA’ya çevrilir. Bu olay sitozolde mikrotubullerde gerçekleşir. Viral DNA çekirdeğe porlardan geçerek girer. HIV-1’in çekirdeğe vDNA, IN ( integraz), MA (p17-matriks) ve Vpr den oluşan pre-integrasyon kompleksi olarak girdiği gösterilmiştir (bkz şekil 5). Kromozoma integre olan vDNA (proviral DNA), hücresel ve viral transkripsiyon aktivatörlerinin etkisi ile transkripte edilir. Hücresel RNA polimeraz II tarafından oluşturulan genomik transkript farklı eklenme (differential splicing) mekanizmaları ile gag-pol ve env poliproteinleri için iki ayrı mRNA’ya dönüştürülür. Gag-pol poliproteini viral proteazlar, zarf (env) poliproteini ise hücresel proteazlarca kesilerek olgun proteinler oluşturulur. Retrovirusların replikasyonu hücre çekirdeğinde gerçekleşir.

 

Şekil 10. Retrovirusların replikasyon döngüsü. Retroviruslar diploid RNA genomuna sahip tek virus ailesidir. RT enzimleri aracılığı ile genomlarını DNA’ya çevirip kromozoma integre olurlar (proviral DNA).

Sınıf VII: Hepadnaviruslar (şekil 11). Bu viruslar kısmi çift iplikli DNA genomuna sahiptir. Reseptör-aracılıklı endositoz ile hücre içine alınan virus, kapsitinden sıyrılır ve genom hücre çekirdeğine salınır. Çekirdekte hücresel enzimlerce virusun önce kısa ipliği onarılır ve ardından genom cccDNA formunu alır. Hücresel transkriptazlar bu formu kalıp olarak kullanarak genomik ve subgenomik transkriptler oluşturur. Genomik transkript, sentezlenen virus kapsiti tarafından çevrelenir. Kapsit içinde, genomik transkript RT enzimi ile DNA’ya çevrilir. Bu aşama sitozolde gerçekleşir.


Hücre içine giriş soyulma

Hücre içine giriş: soyulma

Soyulma, kapsitin kısmen yada tümüyle ortadan kalkması ve genomun serbest kalması sürecini tanımlar. Bu süreç penetrasyondan ayrı düşünülemez. Nitekim, viral ve hücresel zarların kaynaşması yada çıplak virus genomlarının endozom içinde kapsitlerinden sıyrılarak sitozole salınmaları penetrasyon ve soyulma aşamalarının birlikteliğini gösterir.

Sitozolde replike olan viruslar için genomun (serbest yada nükleokapsit biçiminde) sitozole salınımı yeterlidir.  Picornaviruslarda endozom içindeki asit pH etkisiyle oluşan konformasyonel değişiklik hidrofobik bölgelerin açığa çıkmasına neden olur. Bunlar endozom zarı ile etkileşerek zarda deliklerin (por) açılmasını sağlar. Viral genom bu delikler aracılığıyla sitozole salınır. Oysa, reoviruslarda genom hiçbir zaman serbest halde sitozole salınmaz. Reseptöre-bağımlı endositoz ile hücre içine alınan virus endozomlarda dış kılıfını yitirir. İçteki kapsit sitozole salınır. Viral genom kapsit içinde replike olur.

Hücre çekirdeğinde replike olan virusların çoğu sitozole kapsit olarak salınır (şekil 4). Hücre iskeletinin yardımıyla kapsit hücre çekirdeğine taşınır. Adeno ve herpesviruslarda kapsitten soyulma çekirdek porlarında olur ve serbest genom çekirdek içine salınır. Çekirdeğe taşınan parvo ve papovavirus kapsitlerinin çekirdek porlarından bozulmadan, oldukları gibi geçtikleri düşünülmektedir.  RNA virusu olmalarına karşın çekirdekte replike olan orthomyxo ve retroviruslar, çekirdek zarından sırasıyla viral ribonükleoproteinler (vRNP) ve pre-integrasyon kompleksleri biçiminde geçerler.

Şekil 4: Virusların hücre çekirdeğine girişi. Orthomyxo ve retroviruslar çekirdeğe ulaşmadan önce soyulurlar. HIV çekirdeğe cDNA,IN ( integraz), MA (p17-matriks) ve Vpr den oluşan pre-integrasyon kompleksi olarak girer. Orthomyxoviruslar ise viral ribonükleoproteinler biçiminde çekirdek zarını geçer. Adenovirus ve herpesviruslar mikrotubüller üzerinde çekirdek zarına kadar taşınır. Kapsit zarın sitoplazmik yüzünde dağılır ve genom çekirdek porlarından içeri salınır. Papova ve parvovirusların çekirdeğe bozulmadan taşındıkları düşünülmektedir.

Çekirdekte replike olan viruslar çekirdeğe ulaşabilmek için hücrenin çekirdek taşıma sistemini kullanır. Çekirdeğe ulaştırılacak proteinler bazik aminoasitlerden oluşan bir nükleer lokalizasyon sinyali (NLS) içerirler. NLS sitozoldeki importin (karyoferin) reseptörlerine bağlanır. İmportinlerin hücre iskeleti ile etkileşimi, proteinin çekirdek porlarına kadar taşınmasını sağlar. Porlardan geçiş mekanizması tam olarak bilinmemektedir. Çekirdekte replike olan viruslar kapsit yada diğer bazı proteinlerinde NLS içerirler ve yukarıda anlatılan mekanizmalarla çekirdeğe taşınırlar.

Viruslar çekirdeğe girmek için iki strateji kullanır. Bunlardan ilki, hücrenin mitoza girmesi ile geçici olarak bütünlüğü bozulan çekirdek zarından geçmektir. Bu stratejiyi HIV dışındaki retroviruslar kullanır. Diğer strateji ise çekirdekteki porlardan geçmektir. Virusların çoğu bu yolu kullanır. Çekirdek porları 23-39 nm büyüklüğündeki partiküllerin geçişine izin verir. Bu büyüklük, çoğu virusun geçişi için uygun değildir. Dolayısıyla, virusların porlardan geçmeden önce kapsitlerinden kurtulmaları gereklidir. Henüz açık olmamasına karşın, bazı virusların porlar yerine doğrudan çekirdek zarından içeri girmeleri de söz konusu olabilir.


UYKU VE UYANIKLIĞIN FONKSİYONEL NÖROANATOMİSİ VE NÖROFİZYOLOJİSİ:

UYKU VE UYANIKLIĞIN FONKSİYONEL NÖROANATOMİSİ VE NÖROFİZYOLOJİSİ:

Normal uyku uyanıklık döngüsünün zamansal düzenlenmesi, hipotalamusun küçük suprakiazmatik çekirdeğince yapılır.Yüzyılın başında yapılan çalışmalarda posterior hipotalamik alanda oluşan lezyonla uykunun başlaması arasında sıkı bir ilişki bulunduğu anlaşılmıştır. Buna rağmen anterior hipotalamik alandaki lezyonla uykusuzluk oluşması arasında ilişki olduğu gözlenmiştir. Hipotalamusun içindeki posterior alanlar uyanıklığı sağlarken , anterior nöron toplulukları aktif olarak uykuyu ortaya çıkarırlar. Daha sonra NREM  ve REM uyku evrelerinin kabulü , deneyde kullanılan intrasellüler ve ekstrasellüler kayıt deneylerinin birleşmesi ve farklı bölgelere farmakolojik injeksiyon ; REM ve NREM uyku evrelerinin santral sinir sisteminde kendilerine özgü substratları olduğunu göstermiştir.Buna dayanarak uyku araştırıcılarının kesip çıkarma ve lezyon oluşturarak yaptıkları deneylerde , uykunun kökeni için başlıca iki farklı mekanizma buldular.Yüzyılın ortalarından önce  uyku fizyolojisinin önemi uykunun pasif teorisi üzerineydi , ancak  1950’lerin sonlarına doğru aktif uyku mekanizmasına doğru değişiklik oldu.

Pasif teoride , Bremer (1935) kedilerde cerveau isole ve encephale isole yaptı.Bu uygulama ile beyne giden tüm uyarıları engellendi.Ancak çalışma sonucunda uyku-uyanıklık siklusunun engellenemediği görüldü.Buradan uyku uyanıklık davranışının beyne giden uyarılar tarafından oluşturulmadığı sonucu çıkarıldı.Daha sonra Moruzzi ve Magoun (1949) ascenting reticuler activating sistem (ARAS)’ın uyku uyanıklıktan sorumlu olduğunu düşünerek çalışma yaptılar.Moruzzi ve Maguon (1949) EEG ‘de orta beyin retikuler nöronlarının aktivasyonundan desenkronizasyonun , direkt olarak talamokortikal projeksiyonları uyandırdığını gözlemlediler.Bu pek çok son intrasellüler çalışma ile doğrulandı.ARAS ’ın ve diffüz talamokortikal projeksiyonların aktivasyonundan uyanıklık oluştuğu düşünüldü.Bu yapıların uyarılması EEG ‘de desenkronizasyonda artışa neden olur , bu yapılarda lezyonlar ise NREM modeli veya EEG senkronizasyonunda artışa neden olur.

ARAS uyanıklığı sağlamada görevlidir.Talamusun nükleus retikularisi uyku iğciklerinin üretiminden sorumludur.Nükleus retikularisin uyarılması iğcıklerın üretimine neden olur.

Batini ve arkadaşları (1959 a,b) tarafından kediler üzerinde yapılan sonraki çalışmalarla pasif teori reddedildi.Beyin sapında lokalize midpontine pretrigeminal preparasyonlar ile cerveau isole uyanıklıktan sorumludur.

NREM uyku için aktif hipnogenik nöronlar ; medullanın nükleus traktus solitarii ’de olduğu kadar POAH ’da da yerleşmiştir.

Preoptik alana elektiriksel stimulasyon EEG senkronizasyon ve davranışsal uyku evreleri üretir,preoptik alandaki aktif hipnogenik nöronların varlığı düşüncesini destekler.Nauta  (1946 ) tarafından yapılan çalışmalarda preoptik alandaki bir lezyonun insomniaya neden olduğu görülmüş , bu da POAH ’daki aktif hipnogenik nöronlar hipotezini desteklemiştir.Nauta’nın gözlemleri esas olarak McGinty ve Sterman (1968 ) tarafından kediler üzerinde yaptıkları deneysel lezyonlarla doğrulandı.Preoptik alandaki ibotenik lezyonlar (Sallanon ve arkadaşları 1989 ) ile insomnia üretimi bulundu , bu preoptik alandaki aktif hipnogenik rolü destekledi.

Preoptik alandaki aktif hipnogenik nöronlar fikri intrasellüler çalışma yapan Szymusiak ve McGinty (1986) tarafından reddedildi.Szymusiak ve McGinty yaptıkları çalışmalarda önbeyin nöronlarının çoğunluğunun uyanıkken aktif veya durumla ilgisiz olduğunu buldular.Buna rağmen Detari ve arkadaşları (1987) ve Bbuzsaki ve arkadaşlarının (1988) kediler üzerinde yaptıkları çalışmalar , davranışsal uyku yanında eşlik eden EEG desenkronizasyonu boyunca , bazal önbeyin nöronlarının ateşlenme oranındaki artış açıkça gözlendi.Steriade ve McCarley (1990) nöronların aktif hipnogenik merkez veya grubu fikrini hücresel düzeyde doğrulanmayı beklediğini sonuçlandırdı.Onlar, yinede,aktif hipnogenik nöronlar için araştırmaların diğer beyin alanlarından çok , bazal ön beyin alanına yönlendirmeyi akla getirdiler , çünkü kolinerjik pathwaylar ponto-mesencephalik bileşkede pedunculo-pontine tegmental ( PPT ) nükleusa bazal önbeyinden inen projeksiyonlar ile gösterilmiştir.

REM uyku kökenli nöronlar ponto – mesencephalik alanda lokalizedir(McCarley 1999). Gerçekte PPT ’deki nöronlar ve ponto – mesencephalik alandaki laterodorsal tegmental (LDT) nükleus kolinerjik ve  “REM-on” hücreler REM uykudan sorumludur.”REM-off” hücreler ise locus coeruleus ve raphe nükleus’ta lokalizedir ve bu aminerjik nöronlar REM uyku boyunca tamamen inaktivedir.Bu yüzden beyin sapındaki “REM-off” ve “REM-on” nöronları arasındaki karşılıklı ilişki REM üretiminden ve muhafazasından sorumludur.

PPT ve LDT’nin kolinerjik nöronları , medial pontine retikuler formasyona olduğu kadar bazal önbeyin bölgesi ve talamusa da lifler gönderir.Bu nöronlar muhtemelen REM uykunun üretimi ve aktivasyonundan sorumludur.Önbeyindeki kolinerjik nöronlar Meynert’in bazal nükleusundan serebral hemisfere ve özellikle sensorimotor kortekse bir yol çizerler.Bu alanlardaki lezyonlarda EEG dalgalarında bozulmalar görülür.


Viruslerin yapısal özellikleri

Viruslerin yapısal özellikleri

Viruslar temel olarak bir nükleik asit ve bunu çevreleyen protein yapıda bir kılıftan (kapsid) oluşur. Bazı viruslarda ise kılıfın dış kısmında lipoprotein yapısında bir zarf bulunur. Nükleik asit ve kılıftan oluşan viruslara çıplak virus, kılıfın dış kısmında zarf bulunan viruslara ise zarflı virus adı verilir.

Elektron mikroskobu ile yapılan incelemelerde virusların bir bölümünün küresel, bir bölümünün ise filamentöz yapıda olduğu görülmüştür. Virusların küresel ya da filamentöz yapıda olması temelde kapsid yapıları ile ile ilgilidir. Nitekim, küresel viruslar ile yapılan daha ayrıntılı çalışmalar, bunların gerçekte ikozahedral yapıda bir kapside sahip olduğunu ortaya koymuştur. Bir ikozahedron, 12 köşesi ve 20 eşkenar üçgen yüzeyi olan bir çokgendir. Filamentöz yapıdaki viruslarda ise kapsidin helikal yapıda olduğu anlaşılmıştır.

Kapsid kapsomer denen birimlerden oluşur. Yapılan çalışmalar, kapsomerlerin de alt protein birimlerinden yapıldığını göstermiştir. İkozahedral yapıdaki viruslarda kapsomerler 1-4 alt birimden, helikal olanlarda ise tek bir alt birimden oluşur.

1 Kapsid simetrisi

Watson ve Crick 1956 yılında virus genomlarının, özellikle de küçük viruslerin genomlarının, çok sayıda protein molekülünü kodlayacak kadar büyük olmadığını, dolayısıyla, kapsidin benzer özellikteki moleküllerden oluşması gerektiğini (alt birimler) öne sürdüler. Watson ve Crick’in ikinci savı ise, sözkonusu moleküllerin ancak simetrik olarak biraraya gelmeleri ile kapalı bir yapının oluşabileceği idi. Daha sonra yapılan çalışmalar, ikozahedral yapıdaki virusların rotasyonel simetri eksenleri nedeniyle 5:3:2 simetrisi denen geometrik bir yapıya sahip olduklarını göstermiştir (şekil 3). İkozahedral yapıdaki viruslarda köşelerden geçen 6 adet 5-kat simetri ekseni, eşkenar üçgen yüzlerinin herbirinden geçen 10 adet 3-kat simetri ekseni ve köşelerden geçen 15 adet 2-kat simetri ekseni vardır.

Viruslar, kapsid yapılarındaki simetriye göre üçe ayrılmaktadır:

  • İkozahedral (kübik) simetrili viruslar (ör Adenovirus, Pikornaviruslar)
  • Helikal simetrili viruslar (ör. Rhabdovirus)
  • Karmaşık yapılı viruslar (ör. Poxvirus)

İkozahedral simetrili viruslarda eşkenar üçgen yüzlerinin herbir kenarı eşit sayıda kapsomer içerir (şekil 4). Bundan dolayı, bir kenardaki kapsomer sayısı bilinirse, toplam kapsomer sayısını hesaplayabilmek olasıdır. İkozahedral viruslarda 12 köşe vardır. Köşelerde yer alan kapsomerler 5 komşu kapsomerle çevrilidir. Bu nedenle Penton adını alırlar. Diğer kasomerler ise 6 kapsomerle komşu olduğundan Hekzon olarak adlandırılır

2.2 Zarf yapısı

Zarflı viruslarda zarf, iki tabakalı lipid yapıda birim membran ve proteinlerden oluşur. Lipid membran, virusun hücre membranından tomurcuklanması sırasında virusun yapısına katılır. Diğer bir deyişle, lipid tabaka hücresel membranlardan oluşur. Virusların çoğu sitoplazmik membrandan, daha az bir bölümü ise, nükleer membrandan ya da ER/Golgi membranlarından tomurcuklanır. Dolayısıyla, virusun tomurcuklandığı organelin membranı zarfın yapısına katılır.

Diğer yandan zarf yapısında çeşitli proteinler bulunur. Bunlar viral genlerce kodlanan proteinlerdir. Zarf yapısında başlıca 3 tip protein bulunabilir (şekil 5). Bunlar:

  • Glikoproteinler (peplomer)
  • Matriks proteinleri
  • Transport kanal proteinleridir.

Glikoproteinler oligomerik yapıda transmembran proteinleridir. Virionun hücresel reseptörlerine bağlanmasını sağlar. Bazı viral glikoproteinlerin enzimatik etkinlikleri (ör. İnfluenza virusunda nörominidaz, vb), bazılarının hücreler arasında kaynaşmayı sağlayan füzyon etkinlikleri (ör. Kızamık virusundaki F-füzyon- proteini) gibi işlevleri vardır. Bu proteinlere peplomer adı da verilmektedir.

Matriks (M) proteinleri glikozillenmemiş proteinlerdir ve temel olarak kapsid ile zarf arasındaki bağlantıyı sağlarlar. Bir çok matriks proteini virusun olgunlaşmasında önemli görevler üstlenirler.

Transport kanal proteinleri az sayıdaki virusun yapısında bulunan hidrofobik transmembran proteinlerdir (ör. Influenza virusunun M2 proteini). Bu kanallar genellikle bazı iyonların virus içine geçisine olanak sağlarlar. Böylece, virusun içinde pH değişikleri oluşur ve bazı proteinlerin konformasyonlarında değişiklik ortaya çıkar. Bu, virusun olgunlaşması açısından önemli bir basamaktır.


SAĞLIK TURİZMİNDE TERMAL OTELLRİN GÜVENİLİRLİĞİ

SAĞLIK TURİZMİNDE TERMAL OTELLRİN GÜVENİLİRLİĞİ

Termominarel su banyosu, içme, inhalasyon, çamur banyosu gibi çeşitli türdeki yöntemlerin yanında iklim kürü, fizik tedavi, rehabilitasyon, egzersiz, psikoterapi, diyet gibi destek tedavilerinin birleştirilmesi ile yapılan tedavilere termal tedavi ismi verilir. Termal tedaviler genellikle termal otellerde yapılır. Termal oteller, kaplıca olarak bilinen bölgelere kurulan, içerisinde termal havuzu, saunası, termal masaj odası vb. özellikleri olan otellerdir.

Kaplıca Turizmi

Her şehirde, her ülkede termal otel bulmak mümkün değildir. Şifalı olduğu düşünülen yeraltı kaynak sularının kullanılabildi şehirlerde termal oteller bulunmaktadır. Yeraltı kaynak suları fay çatlaklarından sızarak yeryüzüne çıkarlar. Termal oteller bu suları bir alanda toplayarak insanların tedavisinde kullanır.

Türkiye termal otellerin ve kaplıca şehirlerinin yoğun olduğu bir ülkedir. Sadece yurtiçinden değil, dünyanın her bir köşesinden insanlar termal oteller için ülkemize gelir. Kaplıca turizmi ülkemizde deniz turizminden sonra en çok yapılan ve ilgi gören turizm şeklidir. Bu nedenden dolayı Türkiye’de her geçen yıl yeni bir termal otel inşa edilmektedir.

Kaplıca turizmi tamamen bir sağlık turizmidir. Kaplıca sularının birçok hastalığın tedavisinde kullanıldığı uzmanlar tarafından kanıtlanmış bir gerçektir. Eklem ağrılarında, sedef hastalığının tedavisinde, romatizma tedavisinde, kadın hastalıklarında kaplıca turizmi ve kaplıca suyu çok etkilidir. Birçok doktor hastasına kaplıcaya gitmesini önerir. Şifa bulmak için gittiğiniz termal otelleri seçerken çok dikkatli olun. Birçok otel yeraltı kaynak suyu diye kaynatılmış suyu otellerinde kullanırlar. Bu durumda hastalığınızın tedavisinde hiçbir faydası olmazken verdiğiniz para boşa gider. Seçtiğiniz termal otelin sağlık bakanlığı tarafından onaylanmış olması gerekmektedir.

Türkiye sağlık turizmi açısından bir cennettir. Afyonkarahisar, Bolu, Balıkesir, Bursa, Denizli, Hatay, Kütahya, Yalova, İzmir ve daha birçok şehirde kaplıca turizmi gelişmiştir. Beş yıldızlı Termal oteller ve kür merkezleri Türkiye’nin birçok şehrinde yaygın olarak ziyaret edilmektedir.  http://www.bookinturkey.com/kampanya/termal-otelleri/11#.T3XEMWHdmM4 adresini ziyaret ederek termal otellerin kampanyalarından faydalanabilirsiniz.

Etiket: termal otel tatil  tarihleri , termal otel  fiyatları, termal otel  kampanyaları

 


  • Sponsor Reklamlar

  • Sponsor Reklamlar

  • Sponsor Reklanlar

  • Copyright © Hüseyin Sarı. Tüm hakları saklıdır!
    DMCA.com Ping your blog, website, or RSS feed for Free Alevi Arkadaşlık Doğtaş Mobilya İstikbal Mobilya Bilinmeyen Numaralar Koçtaş Mobilya | Koçtaş Duşakabin | Koçtaş Avize Bellona | Bellona Mobilya | Bellona Oturma Grupları hastalığı ukash ukash kart